Bazı insanlar bu dünyadan göçüp gittikten sonra bile yaşamaya devam ederler. Sesleri, öğütleri, duruşları ve bıraktıkları izlerle…Benim babam da onlardan biriydi.
Bugün Babalar Günü. Elimi telefona uzatıp seni arayamıyorum. Kapını çalıp elini öpemiyorum. Ama içimde hâlâ senin sesin var. Çocukluğumdan bugüne kadar bana yol gösteren o ses…
Sen Kafkasya’dan Tokat’a göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldin. Çok küçük yaşta anneni kaybettin. Ama ablaların ve teyzen sana hiçbir zaman öksüz olduğunu hissettirmedi. Hayata eksik başlamış gibi görünsen de, aslında sevginin ve dayanışmanın içinde büyüdün.
Senin baban benim Salih dedem , küçük bir Anadolu ilçesinde yaşayan, Atatürk devrimlerine gönülden inanmış aydın bir insandı. O yılların bütün zorluklarına rağmen siz yedi çocuğunu da okutmaya çalıştı. Kız erkek ayrımı yapmadan… Çünkü o biliyordu ki gerçek servet mal mülk değil, eğitimdi.
Sen de o ışığın içinde yetiştin.Askeri okul yerine öğretmen okulunu seçtiğinde hayatının yolunu çizmiştin. Sivas Öğretmen Okulu senin için sadece bir okul değil, çağdaşlığın, Cumhuriyetin ve aydınlanmanın kapısı olmuştu. Yıllar sonra bile oradan söz ederken gözlerin parlar, sesin heyecanlanırdı.
“Biz aynı kültürün, aynı çağdaş anlayışın, Atatürk’ün çocuklarıyız oğlum,” derdin.
Belki o yüzden tanıdığın herkes senin hemşehrindi. Henüz on sekiz yaşına yeni basmış bir gençken, elinde tahta bavulunla Mardin’in uzak bir köyüne öğretmen olarak gidişini kaç kez anlattığını hatırlamıyorum. Lacivert takım elbisen, özenle taktığın kravatın ve içinde taşıdığın büyük ideal…
Köye giden otobüs yoktu. Koyun yüklü bir kamyonun kasasında saatlerce ayakta yolculuk etmiştin. Elbisen kirlenmesin diye değil sadece; öğretmenliğe duyduğun saygıdan dolayı.
Bugün düşündüğümde gözümün önüne hep o görüntü geliyor:
Daha bıyıkları yeni terlemiş bir genç öğretmen…
Bir elinde bavulu…
Yüreğinde kocaman hayalleri…
Ve Anadolu’nun bir köyüne doğru ilerleyen bir ideal…
Sana verilen taş bir ev, yerde bir yatak, birkaç kap kacak, biraz peynir, biraz süt…
Ama sen bunların hiçbirini dert etmedin.
Çünkü senin bütün heyecanın çocuklardı.
Onlara okumayı öğretmekti.
Onların hayatına dokunabilmekti.
Onların gözlerinde bir ışık yakabilmekti.
Yıllar geçti…
Mardin’den Samsun’a, Gebze’ye, Edremit’e, Ankara’ya, Malatya’ya, Çanakkale’ye, İzmit’e…
Öğretmen oldun.Müfettiş oldun.Milli Eğitim Müdürü oldun.Şube Müdürü oldun.Daire Başkanı oldun.
Genel Müdür Yardımcısı oldun.Ve sonunda Genel Müdür oldun.
Ama hangi makamda olursan ol, sen önce öğretmendin.
Öğretmekten hiç vazgeçmedin.
Ders anlattın.Konferanslar verdin.Makaleler yazdın.Kitaplar kaleme aldın.Şiirler okudun.Atatürk’ü anlattın.
Cumhuriyeti anlattın.Öğretmeni anlattın.
Hayatın boyunca insanların hayatına dokunmaya çalıştın.Sen bunu başarmıştın babam.Hem de fazlasıyla…
çünkü Sen bana sadece öğretmenliği, dürüstlüğü ve Cumhuriyet değerlerini öğretmedin babam…İnsanları kökenlerine, dillerine, dinlerine göre ayırmamayı da sen öğrettin.
Belki de bunun ilk tohumları, henüz on sekiz yaşındayken görev yaptığın Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Salhi Süryani Köyü’nde atılmıştı.
Sen bana yıllarca o köyden, o güzel insanlardan sevgiyle bahsettin. Hiçbir zaman “öteki” diye bir kavramın olmadı. İnsan senin için önce insandı. Etnik kökeni, dili, dini ya da mezhebi değil; karakteri ve vicdanı önemliydi.Bugün farklı kültürlere, farklı halklara ve farklı inançlara ilgi duymamın, onları tanımaya çalışmamın, dostluk köprüleri kurmaya gayret etmemin temelinde senin bana bıraktığın bu miras yatıyor.
İnsan sevmeyi senden öğrendim babam.
Ve yıllar sonra yaşadığın bir olay, bu sevginin boşa gitmediğinin en güzel kanıtı oldu.
Bir Babalar Günü’nde telefonun çalmıştı.
Arayan kişi, tam 65 yıl önce Mardin’in Midyat ilçesindeki Salhi Köyü’nde okuttuğun öğrencilerinden biriydi.
Seni yıllar boyunca aramış, izini sürmüş ve sonunda bulmuştu.
O gün gözlerindeki mutluluğu unutamıyorum.
“Beni onca yıl sonra unutmayıp bulmuş…” demiştin.
Sonra da gururla eklemiştin:
“Yetmiş üç yaşındaki öğrencim beni aradı.”
Sanki bir öğretmen değil de dünyanın en büyük ödülünü kazanmış bir insan gibiydin.
Oysa senin kazandığın ödül, makamlar, unvanlar ya da madalyalar değildi.
Bir çocuğun kalbine dokunabilmekti.
Aradan geçen altmış beş yıla rağmen sevgiyle hatırlanabilmekti.
İşte o gün anladım ki bir öğretmenin gerçek başarısı, öğrencilerinin banızın insan sevgisini ve öğretmenliğinin kalıcılığını tek bir gerçek olay üzerinden göstermiş olur.
Bugün geriye dönüp baktığımda, bana bıraktığın en büyük mirasın makamların, unvanların ya da başarıların olmadığını görüyorum.
Sen bize dürüst olmayı öğrettin.Ahlaklı olmayı öğrettin.İyi insan olmayı öğrettin.Vatan sevgisini öğrettin.
Atatürk’e bağlılığı öğrettin.İnsanlara saygı duymayı öğrettin.
Belki de bu yüzden bugün hâlâ attığım her adımda seni yanımda hissediyorum.
Bir karar verirken…Bir insanla konuşurken…Bir öğrencinin gözlerine bakarken…
Bir sahnede şarkı söylerken…Hep biraz sen varsın.
2021 yılında, 95 yaşında bu dünyadan ayrıldığında sadece bir baba değil, bir öğretmen, bir eğitim neferi, bir Cumhuriyet aydını ve ardında sayısız insan yetiştirmiş büyük bir çınar aramızdan ayrıldı.
Ama biliyorum ki aslında gitmedin.
Çünkü senin öğrettiklerin hâlâ bizimle yaşıyor.
Bugün Babalar Günü.
Keşke yine yanında olabilsem.
Keşke elini öpebilsem.
Keşke bir kez daha “Aferin oğlum” dediğini duyabilsem.
Ama biliyorum ki senin en çok istediğin şey, bıraktığın değerlere sahip çıkmamızdı.
Merak etme babam…
Senin yolunda yürümeye devam ediyoruz.
Ve seni her geçen gün biraz daha fazla özlüyoruz.
Babalar Günün kutlu olsun canım babam.
Mekânın cennet, ruhun şad olsun.
Seni seviyorum.
Özlüyorum.
Ve senin oğlun olmaktan her zaman gurur duyuyorum…
1
2
3
4
(1) babam 1,5 yaşında (2) Babam Zile ortaokulunda (3) Konyada Askeri lisede (4) Babam öğrencileriyle
5
6
7
(5) Midyat Salhi köyünde (6) Babam yedeksubay sol baştaki annem (7)Babam Gazi eğitim Enstitüsünde sağ başta
köy deki evin sahibi ve ailesi ile
Babam müfettiş Babam Kocaeli Milli eğitim Müdürü Babam okulun temel atma töreninde
Ben en önde sağdaki bayan efsane belediye başkanı Leyla Atakan
Babam ve annemin son yılları Babam vefatından kısa süre önce