konserlerdragos
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
19°C
İstanbul
19°C
Az Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
16°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Yağmurlu
12°C
Salı Çok Bulutlu
17°C

ADINI SİZ KOYUN

ADINI SİZ KOYUN
13.03.2026 20:59
32
A+
A-

İnsanlığa;
Kendi içlerinde farklı derecelendirilseler de üç insan tipi gözlemledim bu güne kadar. 76 yıl da az bir süre değil bir insan yaşamında gözlem için.
Ve İnsanlar;
Sayıları az olsa da Işıkla Yürüyenler, Karanlıkla Yürüyenler ve İkisinin Arasında Toplananlar. Ne yazık ki ortada olanlar en kalabalık olanlar. Gerçi bugünlerde onların sayısı da hızla karanlıkla yürüyenlere katılma doğrultusunda ama yine de umut var, biz kalabalık olanlar diyelim. Ancak yaşamla en az ilgilenenler de onlar. Dünü unutamayıp yarın için diye diye bugünü yaşayamadan geçirenler. Dimash’ın S.O.S.’inde söylediği gibi ‘Neden doğuyoruz, neden ölüyoruz’ diyenler. Korkularının, dayatmaların, manipülasyonların esiri olanlar. Dimash kim derseniz Kazakistanlı, Müslüman bir genç ve şu anda aralığı 6 oktav olan sesi için dünya dışı denilen genç bir müzisyen. S.O.S ise kendi bestesi ve dünyanın yardım çığlığı denilebilecek bir eser ve muhteşem ötesi.
Karanlıkla yürüyenleri söylemeye bile gerek yok. Her gün görüyoruz, duyuyoruz onları, kötülüklerini. Onlar dünün karmasını yaşayanlar ve ölüm nihai olacak onlar için. Ne yapıyorlarsa bu dünyada kalacak ve nöronları evren var oldukça o kapkara o buzdan kat be kat soğuk ortamda, evren genişledikçe bizden uzaklaşıp artık görünemeyecek olan yıldızların ışığını özleyip acı çekecekler. Dönmek mümkün mü karanlıktan. Evet, bazıları için. Kutsal metinlerdeki büyük günahlardan arınmayı seçerlerse belki.
Ve Işıkla Yürüyenler. Onlar dünyanın haline sessiz gözyaşları dökerek sevgiyle yol gösterenler. Onlar hatasız mı? Elbette değil. Acı çekmiyorlar mı? Evet çekiyorlar. Yine de İnsanoğlunun yaptığı ve yapacakları hataları görüp ellerinden geldikçe düzeltmeye çalışarak acı çekiyorlar. Ama sonunda o büyük ışık onları bekliyor.
Dünyamıza 700 ışık yılı uzakta, rakam yanıltmasın bizim Samanyolu galaksisinde, yani kapı komşumuz sayılır, Betelgeuse, Avcı takımyıldızının 2. en parlak yıldızı, şu anda ömrünün son demlerine fazla yaklaşmış durumda olan bir kızıl dev ve patlarsa pek çok şey altüst olacak. Güneşimiz daha genç sayılır ama eninde sonunda o da aynı akıbete uğrayacak. Tabii o vakte kadar dayanabilirsek. Zor görünüyor ama umut tükenmez demiştik. Bir de 3I Atlasımız var. Yukarıda neler yaptığı bilinmez, paylaşılmaz. Üstelik o ilk değil sonuncusu da olmayacak. Ayda da garip şeyler oluyor ama bunları da yazıp iyice içimizi karartmayalım
Dünyamızın ekseni kayıyor. Kuzey kutbunun 14 derece Sibirya’ya doğru kaydığı söyleniyor. Yerkürenin çekirdeğinde bir şeyler oluyor. Mevsimler değişiyor. Buzullar çözülüyor, toprak yani yerkabuğu çöküyor, denizler kabarıyor, kirlettiğimiz o denizlerde deniz canlıları ölüyor, havayı kirletiyoruz, suları kirletiyoruz, her yerde depremler, sismik aktiviteler, volkanlar püskürüyor. Kısacası doğayı katlediyoruz ve insanlık tek evini mezbeleliğe çeviriyor, günlük getiriler yüzünden hala can alıyor.
2/2
Sonuçta insanlık hala eski hataları tekrar ediyor. Oyuncak yaptığını sanıp kadim öğretilerden ders almayarak kendi celladını kendi eliyle inşa ediyor. O dans ettirilen, boks yaptırılan, iki kol iki bacak takıp insan yerine koydukları robotları gördükçe kahroluyorum.
Çocuklar, torunlar ebeveynlerini çağı geçmiş diye nitelerler. Genelde evet ama onları bağlayan insanca duygular en azından sevgi vardır. O sevgi tahammülü de öğretir. Robotlara duygu yükleyebilir misiniz. Sevgiyi, şefkati, empati duymayı, affetmeyi. Bu gün bile insan becerilerinin çok üstündeler. Ya yarın. Şu halimizdeki bizi gereksiz ve zararlı bulurlarsa ki bulurlar. Ne olabileceğini siz düşünün. Gerçi tüm bilimkurgu kitap ve filmlerinde sonunda insan oğlu kazanıyor da bu kibrimizden değil mi. Matrixi hala hatırlayan mutlaka vardır. Aynı kibir evrende tek ve eşsiz olduğumuzu düşündürmüyor muydu bu güne kadar. Değilmişiz.
Kullanılmalarına karşı değilim. Hızlılar, güçlüler ve o hız analitik zekayla birleştiğinde bizim seneler alabilecek çözümlerimize çok kısa sürede ulaşabilirler evet ancak orada kalmalılar. A birde temizlik ve hizmet robotları var. İleride tüm Hizmetleri kapsamalarından endişe ettiğim.
Ancak unutulan bir şey daha var. Yaratılan yaratıcıya benzer. Yazılımları insan bilinciyle yaratılıyor ve temelde insan doğası var. Ve işte bu beni ölesiye tedirgin ediyor.
Bu yazıyı kim derinlemesine anlayacak bilmiyorum. Söylenecek bir şeyde pek kalmadı. Sadece ‘Birine bir sevgi bir ışık verin ve ne gelecek görün’ demekten başka.
27.02.2026
Nurdan Reisoğlu