konserlerdragos
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Az Bulutlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
18°C
Pazar Çok Bulutlu
11°C
Pazartesi Çok Bulutlu
9°C
Salı Çok Bulutlu
11°C

VE İSTANBUL

21.06.2024 22:35
14
A+
A-

Gözlerini kapatıp derin bir nefes çekti içine, uzun zamandır kendisini bu kadar özgür hissetmemişti. Açtı gözlerini uzaklara baktı , haklıymış adamcağız valla diye düşündü. İnsan kendisini kanatlanıp uçacak sanıyor burada..

Daha iki ay olmuştu İstanbul’a geleli. Çocukluğu İstanbul hayali ile geçmişti. Kız kulesinin hikayesi, Galata köprüsünün ihtişamı, Marmara denizi ile Karadeniz’in birleştiği Kavaklar, boğaz. Bir gün bu yerleri tek tek gezmeyi hayal ederek büyümüştü.

Babası yaşadıkları kasabanın berberi idi. Sevilen, saygı duyulan bir kişilikti. Annesi mazbut, etliye sütlüye karışmayan bir ev hanımı. Babaannesi büyüttü sayılırdı kendisini. Annesi iş yaparken, komşuya, çarşı-pazara giderken babaannesi ilgilenirdi onunla. Aslında İstanbul hayranlığı da babaannesi sayesinde oluşmuştu.

Nene derdi babaannesine. Nenesi İstanbul’da büyümüştü.” Bizim evimiz Üsküdar’daydı. Çok severdim oraları. Sahili, tarihi, çarşısı, türbeleri… Sanki İstanbul sadece Üsküdar’dan ibaretmiş gibi gelirdi. Ne zaman üniversiteyi kazandım o zaman anladım ki İstanbul çok büyükmüş. Ablam daha çocukken hastalanıp vefat edince annemler beni gözlerinin önünden ayırmaz oldular. Hiçbir yere tek başıma gidemedim. Hatta üniversitenin ilk senesi babam götürürdü beni okulun kapısına kadar. İtirazlarıma dayanamadı. Ya tek giderim ya da gitmem diye resti çekince baktı olmayacak bıraktı benimle okula gelmeyi . Ben ise hayatı yeni tanımaya başlıyordum. Bambaşka bir dünya içine girmiştim. Okul hayatı, yeni arkadaşlar, farklı kişilikler, değişik hikayeler. Okulun ikinci döneminde sınıftan bir delikanlının benimle ilgilendiğini hissettim. Benimle konuşabilmek için hep bir bahane yaratıyordu. Yakışıklı da sayılırdı. Daha önce hiç böyle bir ilgi ile karşılaşmadığım için heyecan duyuyordum. Ders çalışma bahanesi ile sık sık bir araya gelir olmuştuk. Çok da zeki bir delikanlıydı. Bana çok yardımı oluyordu. Günler geçtikçe sevgimiz oluştu ve bizi birbirimize sık sıkıya bağladı. İstanbul’u O’nunla öğrenmiştim. Fırsat buldukça her semtini ziyaret edip, güzelliğini içimize sindiriyorduk .Okulun son senesi aileme durumu açtım. İlk başta çok tepki verdiler. Tanıştıktan sonra onların da içi ısındı Kadir’e. Sevdiler ,benimsediler. Okulumuz bittikten sonra Kadir askere gitti. Yedek subay olarak görev almak istemişti. Nasıl da yakışmıştı üniforma.. (Gözleri ışıldamıştı bir anda nenesinin. Sanki karşısında görüyordu.) Askerdeyken mektuplaşıyorduk . Çok uzakta değildi, Bursa’da askerlik yapıyordu. Bazen hafta sonları görmeye gidiyordum günü birlik Bursa’ya .Okula tek başına göndermeyen babam bile ses çıkarmıyordu. Hayallerimiz vardı. Evlenecek çocuk sahibi olacaktık. İkimiz de kız çocuklarını çok seviyorduk. Neredeyse gelecekte yaşamak istediğimiz tüm hayatımızı planlamıştık. “

Nenesi anlatırken nefes bile almazdı. Sanki çıkaracağı en ufak ses dikkatini dağıtacak, hikaye yarım kalacak gibi gelirdi.

Derin bir nefes aldı nenesi ;”Neredeyse” diye tekrar etti duyulmayacak kadar yavaş bir ses tonu ile ve sustu,devam etmedi konuşmaya. Merak etmişti ve bir anda “ dedemin ismi Kadir değil ki “ dedi kendi kendine..

Bir daha duymadı nenesinden ne İstanbul’u , ne de sevdiği Kadir’i. Çocukluğundan beri İstanbul’u resim gibi çizmişti nenesi. Sanki bugün gitse her yeri bulacak, tanıyacak gibi geliyordu. Ve hep bir gün bunu gerçekleştireceğini düşünerek büyümüştü. İlk kez İstanbul’un içine sevdiğini de eklemişti nenesi. Sonu gelmemişti hikayesinin. O günden sonra hastalandı. Yemeden ,içmeden kesildi ve yatağa düştü. Çok geçmeden de hayata veda etti. Sanki çocukluğunu da kaybetmişti nenesi ile birlikte. . Boşlukta hissetti uzun süre kendisini.

Bir sabah annesine kahvaltı sofrasında ;

– Kadir’e ne oldu biliyor musun ? diye aniden sordu.

Annesi şaşkınlıkla “Kadir kim kızım? “ dedi.

-Nenemin sevdiği”

Annesi uzaklara daldı bir süre. “Yıllar önce bir defaya mahsus olmak üzere bu konuyu açmıştı. Özlemden bahsediyorduk. Annemi özledim demiştim. Gençlik işte..O zaman bana

“İstediğin zaman gidip görürsün kızım demişti. Asıl özlem bir daha hiç göremeyeceklerin içindir. “

Ve anlatmıştı Kadir’ini. Kadir’e ne olduğunu sorduğuna göre öncesinden haberin var. Kadir bir hafta sonu sürpriz yapmak için İstanbul’a gelirken otobüsü kaza yapmış ve vefat etmiş. Nenen için yaşamanın anlamı kalmamış, İstanbul’da olmaya dayanamamış ve babasının uzaktan bir akrabası ile evlenip buraya gelin gelmiş. İki oğlu olmuş ve sen doğduğun zaman da kendi kızına vermek istediği ismi sana vermişti.

Şimdi nenesi ve Kadir için İstanbul’daydı. Gezdiği her yerde onlarla birlikte olduğunu hissediyordu..